Özgüven Nasıl Oluşur?

Özgüven kazanmak için ne yapmalıyız?

Kişilik

Kişilik, ana rahmine düştükten sonra sağ doğum koşuluyla başlar ve ölene dek devam eder. Her insan genetik kodlarla ilintili olarak karakteristik bazı özelliklere sahiptir ve bu özellikler sağ doğum koşuluyla başlar. Bu ‘’ham’’ (işlenmemiş) özellikler yıllar içerisinde belli dönemlerde gerek aile gerek sosyal çevre tarafından şekillenir. Bu şekillenme neticesinde tavırlar, mizaç vb. kişilik özellikleri oluşur.

Aile

Aile alt başlığında değinilmesi gereken konu ise ailenin, kişilik, dolayısıyla özgüven üzerindeki etkisidir. Yapılan araştırmalar neticesinde aile içi huzursuzluk, şiddet, olumsuz telkinler, kişinin özgüven oluşumunda ve geleceğini şekillendirmesinde belirleyici rol oynar. Küçük yaşta okul içerisinde ve dışarısında zorbalık eğiliminde olan ve bunu gerçekleştiren kişilerin bu davranışlarının sebebi aile içerisinde yaşadığı olumsuz durumların tezahürüdür. Zorbalık eğiliminde olan çocuk dışarıdan bakıldığında güçlü, korkusuz gibi görünse de, konunun uzmanlarının araştırmaları ve yorumları neticesinde farkına varılan şey aslında bu tür çocukların özgüven eksikliği yaşadığı yönündedir. Yani aile, bu hususta en belirleyici faktördür.

Sosyal Çevre

Sosyal çevre, kişilik gelişiminde aileden sonra en belirleyici faktör olarak göze çarpıyor. Konu, bir çocuk üzerinden ele alınırsa, çocuğun yaşadığı ve büyüdüğü çevrenin, okuduğu okulun, tanıştığı insanların sosyo-ekonomik durumu sosyal çevre hakkında bazı bilgiler verir. Sosyo-ekonomik düzeyi düşük çevre ve toplumlarda kişilerin kendi hayatlarına dair öncelik sıralamaları farklı olduğundan bu, davranış biçimlerini de etkileyen faktörlerdendir. Bu da direkt olarak özgüvende olumlu ya da olumsuz etki bırakır.

Kişisel Gelişim

Üç alt başlıkta açıklanan kişilik, aile ve sosyal çevrenin özgüven oluşumunda ve gelişiminde doğrudan etkisi vardır. Her insanın yaratılışında bir kişiliği vardır ve bu kişilik kişinin ham (işlenmemiş) yönüdür. Bu, kişi 10 katlı bir bina olarak düşünüldüğünde zemin kat olarak nitelendirilebilir.

Aile, doğal kişiliğin olumlu ya da olumsuz şekilde ailenin davranışlarına ve tavırlarına bağlı olarak şekillenmeye başladığı yerdir. Olumlu ya da olumsuz telkinler, dikkate alma veya görmezden gelme, gibi ailenin kişi üzerinde etkisinin belirleyici olduğu ve altyapının oluşturulduğu kişinin yaşamını uzun vadede şekillendiren kurumdur.

Sosyal çevre, ailenin şekillendirmeye başladığı kişilik gelişimini çocukluktan itibaren devralır ve özellikle ergenlik döneminde belirleyici rolü üstlenir. Kişi, ergenlik döneminde aileden uzaklaşmak isteyebilir, onu en çok seven ve düşünenin en iyi arkadaşları ya da duygusal birliktelik yaşadıkları karşı cinsler olarak görebilir. Burada önemli olan nokta ailenin, kişi o evreye gelene kadar attığı tohumlardır. Yani kişiye davranış şekli uzun vadede kişinin ergenlikte veya erişkinlik dönemlerinde davranış biçimini belirleyen ailenin, uzmanların belirlediği kıstaslar doğrultusundaki doğru ya da yanlışlarıdır. Bu hususta ailenin hatası ne kadar azsa ergenlikte de sosyal çevrenin olumsuz ve olumlu davranış şekillendirmesini en az zararla atlatır. Bu da, sosyal çevrenin etkisi ne kadar yadsınamasa da ailenin attığı temellerin sosyal çevreden alınacak zarar ya da fayda doğrultusunda, kişilik gelişiminde, özellikle ”özgüven” hususunda sosyal çevreden daha etkili ve güçlü bir kavram olduğunu kanıtlar nitelik taşır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.